Beşiktaş’ın devre arası kampında sergilediği performansla dikkat çeken milli yıldız Orkun Kökçü, suskunluğunu bozdu. Takımın son durumunu ve bireysel hedeflerini değerlendiren tecrübeli oyuncu, özellikle taraftara verdiği sözle dikkat çekti.
"Türkiye'de İnanılmaz Bir Kaos Var"
Türkiye'deki futbol ortamını Avrupa ile kıyaslayan Orkun, Beşiktaş’taki havayı şu sözlerle özetledi:
"Kamp yoğun geçiyor. Çift idman yapıyoruz. İyi idman yaparak takım olarak iyi bir dönem geçiriyoruz. Arkadaşlarla odalarda oyun oynuyoruz, birlike vakit geçiriyoruz."
"Türkiye'de diğer ülkelere göre inanılmaz bir kaos var. Avrupa'dan gelen bir oyuncu ilk başta çok zorlanır. Benim düşüncem takımın, kulübün kaos içinde olmaması. Beşiktaş'ı baz alırsam, bizde öyle bir kaos yok. Sonuçlar daha iyi olabilir ama biz kaos içinde değiliz. Sonuçlar hep iyi olmuyor, o biraz sıkıntı. Şimdi çok çalışıyoruz, sonuçları da çözersek daha iyi olacağız."
"Avrupa'daki diğer ülkelerden daha zor değil ama kaos olduğu için daha zor görünüyor. Hollanda'da tamamen futbol, başka bir şeyle uğraşmıyorsun. Gelişmek için en iyi lig. Portekiz de Türkiye gibi taraftar, medya baskısı var ama Türkiye bambaşka bir yer. Futbolun daha da zevkli olmasını sağlıyor bence, öyle düşünüyorum. Hep bir baskı, maç gününde uyanınca rahatlayayım diye maça çıkamazsın. Lig iyi ama bence daha da iyi olabilir."
"Beşiktaş Hayalimdi, Reddedemedim"
Benfica'dan ayrılış süreci ve Beşiktaş'a gelişindeki duygusal bağı anlatan Kökçü, mutluluğun her şeyden önemli olduğunu vurguladı:
"Yazın Dünya Kulüpler Kupası'nda hocayla tartıştım. Aslında Benfica'da güzel günler geçirdim ama normal hayatta sıkıntılar yaşadım. Ritm bulamadım. Transfer olmak istiyordum, babamla hep bunu konuşuyordum. En önemlisi benim için hayatta mutlu olmam. 2 sene Portekiz'de yaşadım. Hollanda'da zaten rahatım, ailem, çevrem orada. Hayat akıyordu. Portekiz'de hayatın gerçekleriyle karşılaştım ve o biraz zorladı. Babam ve ailemle konuşup tüm opsiyonları tarttık. Beşiktaş da gelince reddedemedim. Küçükken Beşiktaş'ın hayalini kuruyordum gerçekten. Ben kariyerimi yapayım insanı değilim, sonunda her şey unutuluyor, ben mutlu olacağım yere gelmek istedim. Ben gerçekten Beşiktaş'ta mutluyum. Bazen yazıp çiziyorlar Orkun mutsuz diye, öyle bir şey yok, ben mutluyum. Sonuçların, performansların daha iyi olması lazım. Öyle olunca daha da mutlu olurum. Kafaya da takmamak lazım."
Baskı ve Sosyal Medya Üzerine Genç yaşta kaptanlık sorumluluğu alan Orkun, üzerindeki baskıyla nasıl başa çıktığını şu sözlerle anlattı:
"Ben kariyerim boyunca baskıyla oynadım. 17 yaşımda Feyenoord ile ilk maçıma çıktım ve gol atıp asist yaptım. 18 yaşımda ilk 11 oynamaya başladım. Hollanda'nın üç büyük kulübünden birisi Feyenoord ve baskı var. Tüm kariyerim boyunca bu baskıyla top oynadım, yaşadım. İlk başlarda çok zorlandım, çünkü yeni bir şey. Altyapıdan a takıma çıkan oyuncu direkt baskıyla karşılaşırsa zorlanır. Zor bir dönemdi ama ailemle beraber, onlar beni motive etti, üstesinden geldim. Benfica'da da aynıydı. Bonservis ücreti şu bu konuşuluyor, bu da yoruyor. Sonuçta konuşulacak, normal, futbolun gerçeği ama inan hiç kafaya takmıyorum. Ben kendim ne yapabileceğimi biliyorum. Herkes konuşur. Ben Feyenoord'da, Benfica'da bunu öğrendim. Herkes konuşur ama ben kendi bildiğimi yaparım, kendime güvenip inanarak devam ederim."
"Sosyal medyaya pek bakmıyorum. Karşına illaki geliyor, enteresan şeyler yazıyorlar. Takılıyorum diye değil, illaki görüyorsun. Hep aynı muhabbetler ve bu da yoruyor açıkçası."
Yalnızlık ve Havalimanındaki Karşılama
Portekiz’de geçirdiği yalnız günlerin ardından İstanbul’daki coşkunun kendisini çok etkilediğini belirten milli yıldız, taraftara olan borcunu ödemek istiyor:
"Hollanda'da hayat kolaydı. Ailem, arkadaşlarım yanımdaydı. Portekiz'de yalnız kaldım. Ailem her hafta maçlarıma geldi ama Portekiz'de 2 sene evde kaldım. Ben çabuk kaynaşan biri değilim. Futbol dışında pek kaynaşan bir insan değilim. Yalnız geçti o 2 sene. Annem babam sağolsun hep geliyorlardı. Maça gelip kalıyorlardı. O gerçekleri gördüm. Normal düzende hayat rahat ama tek başına kaldığında biraz zor."
"Havalimanında karşılama... Hayatımda ilk kez sevgi hissettim. Feyenoord'daki son senemde de şampiyon olunca sevgi hissetmiştim. Kendi kendime duygusallaşma diyordum havalimanında, ağlama dedim ama kendimi tutamadım. Uçakta konuşuyorduk, şöyle böyle karşılama olacak diye. Kendi kendime 'o kadar insan olmaz' dedim. Sosyal medyada yorumları, istekleri görmüştüm ama o kadar büyük olacağını tahmin etmiyordum. Bir taraftan da Beşiktaş taraftarı hep böyle diyordum, rekorlar kırar. Güzel bir süreçti o. Şu anda beni biraz üzen demek istemiyorum da onun karşılığını daha da çok vermek istiyorum. Ona biraz takılıyorum."
Gol Orucu ve Oyun Anlayışı
Henüz golle tanışamamış olmasını bir hırs meselesi haline getiren Orkun, bu durumu en kısa sürede çözeceğine inanıyor:
"Gol atamadım, illaki bir baskı olacak. Rahatsız olacağım bir durum. Son 3-4 senedir hep 10 gole yakın atıyordum. Bu sene sıfırdayız. Sıkıntılı bir durum. Çözümünü de biliyorum ama burada konuşmasak da olur. Bunu dert ediyordum ama bu son tatille kafada biraz bıraktım. Benfica ve Feyenoord'da takım olarak daha önde oyun kuruyorduk, geçiş oyunu pek yoktu. Burada ilk başta öyle bir oyun planı vardı, şimdi daha çok topa sahip olma oyunu oynuyoruz. Daha çok ön alanda oynasam daha çok gol atabilirim. 10 numarada oynama istemek değil, ben 8 numarayım. Ben defanstan oyun kurmayı ve gol atmayı seviyorum. Çok beceremedik şu ana kadar ama olacak. Sıkıntı ne biliyor musun? Türkiye'de tek gol ve asiste bakılıyor. O büyük etki oluyor oyuncu üstünde. Avrupa'da öyle bir oyun anlayışı yok. Kötü oynayıp gol atsam Türkiye'de laf olmaz. Bu biraz sıkıntılı bir durum."
"Benla yazın ilgilenen başka kulüpler vardı. Babama bana her şeyi anlatma dedim. Avrupa'dan ve Arabistan'dan teklifler vardı. Mutlu olacağım yer bence Türkiye ve Beşiktaş'tı. Yanılmadım, mutluyum. Futbol açısından daha da iyi olsa daha güzel olurdu. İnanıyorum, başaracağız, çok iyi çalışıyoruz."
"İlk golümün özel olmasını istiyorum. İlk Shakhtar maçında, penaltıcıları belirledik ve Abraham attı. Attıktan sonra penaltıcıyı değiştirmek mantıklı değil. Kasımpaşa maçından sonra birinci penaltıcı ben oldum ama 11-12 maç olmuş, gol atamamışım, kaçırsam tamamen kahrolurum. O yüzden Cengiz abi aldı ve attı. Artık kime nasıl atacağımın önemi yok, atayım da kurtulayım şu sıkıntıdan. Acilen, bir an önce gol atmayı planlıyorum. Biliyorum ki bir tane atarsam arkası gelecek."
Kırmızı Kart Dönemi ve Sergen Yalçın Etkisi
Hatalarından ders çıkardığını belirten kaptan, Sergen Yalçın ile çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi:
"Birkaç gün çok zorlandım. Dert ettim. 2-3 gün hiçbir şey konuşmadım. Çok kötü olduğunu biliyordum direkt. Telefonu falan her şeyi kapattım. O dönem şu açıdan iyi oldu; öylesi dönemlerde dost kim onu görüyorsunuz. Ailem yanımdaydı. Babam 1 hafta kaldı benimle. Öyle atabildim. Üzülüyorsun ama sonuçta futbol. Olmaması lazım ama oluyor futbolda. Bir hafta sonra milli takıma gittik, o da iyi geldi. İspanya maçında onun cevabını vermek için maça çıktım ve iyi performans gösterdim. Kırmızı karttan önceki döneme göre daha iyi performans gösterdim, yükseliş oldu."
"Sergen Hoca'yı duyunca sevindim. Babam amcam falan çok seviyordu. İnanılmaz bir futbolcuydu. Hocalığı da çok başarılı bence. Ne istediği çok net. Hiç lafı dolanmıyor, neyse o. Ben de böyle hocalarla çalışmayı çok seviyorum. Çok net, neyse yapacaksın, kaçarın yok. Futbolcu olduğu için de biz oyuncuları çok iyi anlıyor. Süper Ligi çok iyi biliyor, Türk futboluna çok hakim. İyi bir hamle oldu bence. Bu kampta onun oyun planını yerine getirmek için çalışıyoruz. Hoca benden sorumluluk almamı, oyunu yönetmemi istiyor. Bazen odaya çağırıp 'sana gol atma mı diyorum' diyor. Yüzde yüz önde pres yapmamızı istiyor."
Beşiktaşlılık Ruhu ve Kaptanlık
Çocukluk hayali olan kulüpte kaptanlık yapmanın gururunu yaşayan Orkun, derbiye dair de hırslı konuştu:
"Beşiktaş'ın her zamanki oynadığı futbol, eski dönemlerdeki futbolunu göstermek istiyoruz. Önde baskılı, coşkulu, taraftarı tatmin edecek bir Beşiktaş'ı göstermek istiyoruz. Hocamız bunun için ne gerektiğini biliyor ve onu bize aşılıyor. İnşallah iyi bir dönem olacak."
"Öne geçtikten sonra geri çekildiğimiz oluyor. Bilinç altı herhalde bu. O otomatik pilotta oluyor. Herkes geri çekiliyor. Zaten içeride oynadığın maçta basıp basıp atacaksın aslında."
"İlk hatırladığım maç Liverpool'u yendiğimiz, desibel rekoru kırdığımız maçtı. İkinci maç ise 8-0 yenildiğimiz maçtı. Ona rağmen Beşiktaşlılığımızı koruduk."
"Kaptanlık büyük bir sorumluluk, ilk duyduğumda heyecanlandım. Başkanımız aradı beni. O da çocukluk hayalimdi, mutluyum ama daha da ekstra bir şeyler yapmam gereken durumlar oluyor ama alışığım çünkü Feyenoord’da 21 yaşında kaptan oldu."
"Hırs yaptım" (Fenerbahçe derbisi hakkında).
"Fenerbahçe maçı, en üzüldüğüm gün. Aşırı hırs yaptım o maçta. Bu maçta golüm asistim var, kırmızı kartı görmesem sonuç çok farklı olurdu. Onun için de üzüldüm, 2-0 öndeyiz. Normalde hiç duruma düşecek birisi de değilim. Defansta öyle hamle yapmayan biriyim normalde. Aşırı hırs yaptım, gaza geldim orada.
Soyunma odası... Çok zor. Çok zor. Bunu söylemeyeyim.
Birkaç gün çok zorlandım. Dert ettim. 2-3 gün hiçbir şey konuşmadım. Çok kötü olduğunu biliyordum direkt. Telefonu falan her şeyi kapattım. O dönem şu açıdan iyi oldu; öylesi dönemlerde dost kim onu görüyorsunuz. Ailem yanımdaydı. Babam 1 hafta kaldı benimle. Öyle atabildim. Üzülüyorsun ama sonuçta futbol. Olmaması lazım ama oluyor futbolda. Bir hafta sonra milli takıma gittik, o da iyi geldi. İspanya maçında onun cevabını vermek için maça çıktım ve iyi performans gösterdim. Kırmızı karttan önceki döneme göre daha iyi performans gösterdim, yükseliş oldu."
Bu açıklamalar oyuncunun mental olarak Beşiktaş’ı tamamen sahiplendiğini gösteriyor. Özellikle "gol atma" konusundaki hırsı ve Sergen Yalçın ile kurduğu iletişim, ligin ikinci yarısında bambaşka bir Orkun izleyeceğimizin sinyallerini veriyor.
Haber kaynağı: TRT Spor